Kelsey Mulcahy: TikTok ile Acısını Paylaşarak Güç Buldu
Kelsey Mulcahy, TikTok’ta yas sürecini paylaşarak acısıyla başa çıkmayı öğrendi ve destek buldu.
Kelsey Mulcahy, çevrimiçi platformlarda yaşadığı acıyı paylaşmaya başladığında, bu içerikler aslında kendisi için bir tür terapi niteliğindeydi.
Nişanlısı Joseph Day, dört yıl önce Bristol’da hayatını kaybetti. Çift, Joseph’in kaybolduğu dönemde Yeni Zelanda’dan yeni bir hayata başlamıştı. Joseph’in cesedi, 3 Mayıs 2022 tarihinde Avon Boğazı’ndan çıkarıldı. O günden sonra, 33 yaşındaki Mulcahy, TikTok ve Instagram aracılığıyla yaşadığı kalp kırıklığını, travmayı ve iyileşme sürecini takipçileriyle paylaştı. Bugün, benzer acılar yaşayan birçok insanla bir araya gelerek yas sürecini atlatmalarına yardımcı olan bir topluluğun parçası haline geldi.
Şu anda Avustralya’nın Melbourne yakınlarında yaşayan Mulcahy, Joseph’in kaybolduğu hafta sonunu Londra’da geçirdiğini belirtiyor. “Bir gün önce evden çıktım, ona veda öpücüğü verdim ve bir daha hiç görmedim” diyor. Ailesinden ve arkadaşlarından binlerce kilometre uzakta, yeni taşındığı Bristol’da yalnız kalmanın zorluğuna dikkat çekiyor. “Joseph’in ölümü benim için çok zorlayıcıydı çünkü yurtdışında yalnızdım, bu yüzden gerçekten kimsem yoktu” şeklinde ifade ediyor.
Mulcahy, uzun bir süre boyunca acısıyla başa çıkmakta zorlandığını ve Joseph’in gerçekten gittiğine inanmakta güçlük çektiğini dile getiriyor. 2023 yılında, Joseph’in anısını yaşatmak amacıyla TikTok’ta özel içerikler paylaşmaya başladı. Yas tutanlara söylenmemesi gerekenler ve yas süreci hakkında kitap önerileri gibi içerikler, yüz binlerce kişi tarafından ilgiyle izlendi.
2026 yılının başlarında, acısıyla yüzleşmek için Bristol’a geri döndüğünü belirtiyor. “Bristol benim için bir nevi son adımdı. Bu, kendime son bir dokunuş yapma izni vermek gibiydi” diyor. Takipçilerinden olumlu tepkiler aldığını ve birçok kişinin onun hikayesinden ilham alarak benzer bir yolculuğa çıkmak istediğini aktarıyor.
‘Taşıması Daha Kolay’
Mulcahy, yas sürecinin en büyük yanlış anlamalarından birinin, ileriye doğru adım atmanın birini daha az sevmek anlamına geldiği düşüncesi olduğunu vurguluyor. Yaşadığı süreci çevrimiçi olarak belgelemenin bu yanılgıya meydan okumaya yardımcı olduğunu ifade ediyor. “Bence insanlar, yaşadığınız acının birini ne kadar sevdiğinizle eşdeğer olduğunu düşünebiliyorlar. Joseph’i şu anki kadar hiç sevmedim. Ve yine de çok mutlu bir hayat yaşıyorum” diyor.
TikTok’ta yaşadığı acıyı paylaşmanın ona bir amaç verdiğini ve bu sürecin, ona olan sevgisinin bir devamı olduğunu belirtiyor. “Bu, standart bir içerik üreticisi olmanın ötesinde bir şey. Yas sürecim, hayatımda bir amaçla var olmanın bir yolu oldu. Topluluğumdan gelen destek, hikayelerini paylaşmaları ve bunun üzerimdeki etkisini anlatmaları bana çok fazla anlam ve amaç veriyor; bu da acımı atlatmamı kolaylaştırdı” şeklinde konuşuyor.
Eşini kaybetmiş kadınlara koçluk yapan Karen Sutton, sosyal medyanın yasla ilgili konuşmaları açıkça gündeme getirmeye yardımcı olduğunu belirtiyor. “Sosyal medya, önceki nesillerin kapalı kapılar ardında sürdürdüğü konuşmaları gün yüzüne çıkarıyor. Bu, yas tutmayı normalleştirmeye ve insanlara yas tutmanın tek bir ‘doğru’ yolu olmadığını hatırlatmaya yardımcı oluyor” diyor. Sutton, TikTok gibi platformların insanların topluluk bulmasına ve yalnızlık duygularını azaltmasına yardımcı olabileceğini vurgularken, yalnızca çevrimiçi desteğe güvenmenin yanlış olduğunu da ekliyor.
Mulcahy, hikayesini paylaşmanın nihayetinde, bir zamanlar olduğu kişiye ulaşmakla ilgili olduğunu ifade ediyor. Hayal edilemez bir kayıpla karşı karşıya kalan genç kadına, “Çok iyi bir iş çıkaracaksın” demek istediğini belirtiyor. “Gücümüzü ve yeteneklerimizi sık sık sorgularız. Aslında insanlar çok dayanıklıdır” şeklinde sözlerini tamamlıyor.




